Mevlana ve Şems Tebrizi konuları romanlarda daha fazla işlenmeye başlayınca Konya dikkatimi çeker oldu. Mevlana'nın Mesnevi'sini alıp okumaya başladım. Böyle bir ruh hali ile daha evvelden ucuza Pegasus'dan indirimli olarak biletlerimizi ve Selçuk Şems-i Tebrizi Oteli'nden 2 günlük yerimizi ayırttım. internetten de Konya'da ne yenir, ne içilir, nerelere gidilir, hepsini araştırdım.

Sabiha Gökçen Havaalanından 1 saatlik bir yolculukla Konya'ya geldik. Konya havaalanından Havaş otobüslerine binerek merkezde Alaattin Tepesi'nin hemen yanındaki durakta inerek otelimize vardık.

Konya-Çarşı

-Çarşı'da kaldığımız otel-

Şansımıza hava da çok güzeldi. Otelden aldığımız şehir haritası üzerinde bir program yaparak gezimize başladık. Tabii ki ilk gideceğimiz yer, Hazreti Mevlana'nın camisi ve türbesi. Konya şehri, derli toplu, ulaşım sorunu olmayan heryerde havuzlarının parklarının olduğu bir şehir. Mevlana türbesine giderken yol üzerinde bulunan Aziziye Camisi'ni ziyaret ettik. Şu ana kadar gördüğüm en güzel cami diyebilirim.

Konya-Aziziye Cami

-Aziziye Camii-

Konya-Aziziye Cami

-Aziziye Camii-

Biraz daha gittiğimizde Mevlana türbesi ve camisini gördük. Harika bir yapı. İnsan ziyaret esnasında oldukça etkileniyor. Türkiye de Ayasofya'dan sonra en fazla ziyaretçinin Mevlana türbesini ziyaret ettiğini öğrendik. Türbe ve camiyi ziyaret edip dualarımızı okuyoruz. Bahçesinde oturup, burada nelerin yaşanmış olabileceğini eşimle konuşuyoruz.

Konya-Mevlana Cami

-Mevlana-Camii

Konya-Mevlana Cami

-Mevlana Müzesi-

Konya-Mevlana

-Mevlana Hazretleri-Türbesi-

Konya-Mevlana Türbesi

-Mevlana Hazretleri-Türbesi-

Mevlana Müzesi, Mevlana Celaleddin Rumi'nin babası Bahaeddin Veled'e Selçuklu Sultanı tarafından hediye edilen gül bahçesine 1274 yılında bir türbe, 1396 yılında da çini kaplı külah-kubbe yaptırılmış, Mevlana Celaleddin'in türbesi olan bu yer, 1927 yılında müze olarak ziyarete açılmış, İçinde dergah zamanından beri korunan Mevlana'ya ve Mevleviliğe ait eserler, Mevlevi musiki aletleri, hat, kumaş örnekleri ve halılar sergilenmektedir.

Konya-Mevlana

-Zikir Tesbihi-

Daha sonra, oradan çıkarak Şems-i Tebrizi Türbe ve Camii'sini ziyaret ettik. Şerafeddin Camii'nin kuzeyinde yer alan Şems-i Tebrizi Türbe ve Camii'si 1510 yılında Emir İshak Bey tarafından mescidle birlikte elden geçirilerek genişletilmiş şekliyle varlığını sürdürmektedir. Mescidin içinde Şems-i Tebrizi'ye ait olduğu inanılan bir türbe bulunmaktadır.

Sems-i-Tebrizi-Turbesi

-Şems-i Tebrizi Türbesi-

Sems-i-Tebrizi-Cami

-Sems-i-Tebrizi Camii-

Buradan çıkarak, Karatay Çini Eserleri Müzesi'ni ziyaret ettik. Çini Eserleri Müzesi olarak kullanılan Karatay Medresesi, Selçuklu Sultanı II. İzzedd in Keykavus zamanında Emir Celaleddin Karatay tarafından 1251 yılında yaptırılmış, müze tavanında peygamberlerin isimlerinin yazılı olması ile önem kazanmıştır.

Karatay-Cini-Eserleri-Muzesi

-Karatay-Çini Eserleri Müzesi-

Karatay-Cini-Eserleri-Muzesi

-Karatay-Çini Eserleri Müzesi-

Bu kadar geziden sonra, Konya'da yapılması gereken en önemli bir faaliyette lezzette etli ekmek ve bıçak arası yemek tabii ki. Araştırdığımda da en güzel etli ekmeğin Cemo'da yapıldığını öğrendik. Cemo'da önce bir bamya çorbası, daha sonra kıyma ile yapılan etli ekmek ve kuşbaşı etle yapılan ve bıçakarasını afiyetle yedik. Fiyatlar oldukça uygun. Her biri 10 TL. gibi. Üstüne de fıstık ve haşhaşdan yapılan saç arası tatlısını yedik. İki kişi 54 TL. hesap ödedik. İstanbul'a göre değerlendirildiğinde oldukça uygun gibi.

Konya-Cemo

-İhsan ve eşi Cemo'da yemekte-

Konya gezimizin 2. gününde, Selçuklu Belediyesine bağlı Frigyalıların ve hıristiyanlık aleminden önemli eserlerin bulunduğu Sille'yi gezelim dedik. Şehir merkezinden bindiğimiz bir otobüsle Sille'ye gittik. Sille, İstanbul-Kudüs arasındaki hac yolunun önemli konaklama yerlerinden biri. Sille isminin, Roma kumandanı Sylla'dan aldığı düşünülmektedir.

Sille'deki en önemli tarihi eser, Aya Elena Kilisesi. Bu kilise, 327 yılında Bizans İmparatoru Konstantin tarafından yapılmıştır. Konstantin'in annesi Helena hac için Kudüs'e giderken Konya'ya uğramış, buradaki medeniyeti görünce büyük bir mabet yaptırmaya karar vermiş. Ak Manastır, Akyokuş ile Sille arasındaki vadinin yamacında yer almaktadır.

Aya Elena Kilisesi

-Aya Elena Kilisesi-

Aya Elena Kilisesi

-Aya Elena Kilisesi-


Ayrıca Hızır İlyas Kilisesi, Tepe Kilise, Subaşı Cami, Mezaryakası Cami, Ak Cami ve Çay Camii Sille'de bulunan önemli eserler. Konya Belediyesi son yıllarda bu bölgeye çok yatırım yaparak tarihi bir belde olmasını sağlamış. Konya'ya giderseniz Sille'yi muhakkak ziyaret etmelisiniz.

Şehir merkezine dönerek meşhur tiritçi Mithat da tirit yedik. Çok zevkli bir yemekti. Konya da burada bu yemeği yemenizi öneririm.

Konya-Tiritci Mithat

-Tiritçi Mithat


Akşam da Mevlana Gösteri Merkezi'nde Sema gösterisine gittik. Konya ya gelipde Sema gösterisi izlemeden olmaz. Belediye her Cumartesi saat 19'da ücretsiz olarak sema gösterisi sunmakta. Konya da ikinci günümüzü de böylece tamamladık.

Konya-Sema Gösterisi

-Mevlana GösteriMerkezi-Sema Gösterisi-


Gezimizin son gününde çok sevdiğim arkadaşım Hakan'ın Meram'da okuduğu okulu ziyaret etmek için sabah erken saatlerde otelimizden ayrıldık. Alaaddin camii'nin olduğu yerden otobüse binerek Meram'a gittik.

Meram, Takkeli Dağı'nın güney-doğu eteklerindeki vadiye kurulmuş, eski meram bağları, şehrin 5-6 km. batısından başlayıp, dereye ulaşan yeşil vadiye kadar uzanmakta. Tarih boyunca, suyu, havası ve bağları seyahatnamelere, divanlara konu olmuş, ünü bütün Ortadoğuya kadar yayılmıştır. Çay bahçeleri ve lokantalar bulunmaktadır. Biz Mart Ayı'nda gittiğimiz için, hava biraz soğuktu. Herhalde Mayıs Ayı'nda Meram Bağları'nın daha iyi bir mesire yeri olacağını düşündük. Daha sonra Hakan arkadaşımın İstanbulda uğramamı istediği Mehmet Katırcı Ortaokulu'nu ziyaret ettik.


Konya-Meram

-Meram'da keyif-

Konya-Meram

-Meram-

Konya-Meram

-Meram-

Konya-Meram

-Meram-

Konya-Mehmet Katırcı Ortaokulu

-Mehmet Katırcı Ortaokulu-

Daha sonra da merkeze geldik ve merkezde gezemediğimiz Arkeoloji Müzesi, Etnoğrafya Müzesi, Sahib Ata Külliyesi, Sırçalı Medrese, Kapı Camii, İnce Minare Müzesi, Şehitlik Abidesi'ni gezdik.

Konya-Arkeoloji Müzesi

-Arkeoloji Müzesi-

Konya-Arkeoloji Müzesi

-Arkeoloji Müzesi Tarihçesi-

Konya-Etnografya Müzesi

-Etnoğrafya Müzesi-

Konya-Etnografya Müzesi Tarihçesi

-Etnoğrafya Müzesi Tarihçesi-

Konya-Kapı Cami

-Kapı Camii-

Konya-Kapı Cami Tarihçesi

-Kapı Camii Tarihçesi-

Konya-İnce Minare

-İnce Minare Müzesi-

Konya-İnce Minare

-İnce Minare Müzesi-

Konya-Şehitlik Abidesi

-Şehitlik Abidesi-

Konya-Şehitlik Abidesi

-Şehitlik Abidesi-

Konya-Şehitlik Abidesi

-Şehitlik Abidesi'nde temsili bir resim-


İnce Minare Müzesi: Selçuklu Mimarisinin tipik örneklerinden olan Medrese, 'Taş ve Ahşap Eserleri Müzesi' olarak ziyarete açılmıştır. Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus zamanında Vezir Sahib-Ata Fahreddin Ali tarafından 1258-1279 tarihlerinde Hadis ilmi okutulmak üzere yaptırılmıştır. Mimarı, Keluk Abdullah'tır. 1956 yılında müze olarak açılmış, halen Beylik, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait taş ve ahşap eserler sergilenmektedir.

Seyahatimizin son saatlerine ise 2010 yılında açılan Japon Parkı'nı gezelim dedik ve böylece 3 günlük Konya gezimizi daha sonra bir daha ziyaret edebiliriz umudu ile tamamladık.

Konya-Japon Parkı

-Japon Parkı hakkında bilgi-

Konya-Japon Parkı

-Japon Parkı-

Konya-Japon Parkı

-İhsan arkadaşımız Japon Parkı'nda-

Konya-Japon Parkı

-Japon Parkı-

Konya-Japon Parkı

-Japon Parkı-

Konya-Japon Parkı

-Japon Parkı-

Konya-Japon Parkı

-Başka bir Japon Parkı pozu-

Konya'yı gezme ve yeni yerler görme heyecanı olan herkese tavsiye ederim. Arkadaşlarımızın dediği gibi, yeni rotalar çizmek dileğiyle "-YOL AÇIK, YOLA ÇIK!"  sloganıyla yolculuğumuzu tamamladık..