Bu hafta sonu da uzun zamandır gitmek istediğimiz fakat hep aksiliklerin çıkıpta iptal etmek zorunda kaldığımız Milano ile kardeş şehir olan Eskişehir'e seyahat edip gezelim dedik. Booking com'dan otel rezervasyonumuzu ve gezilecek yerler konusunda da iyi bir çalışma yaptıktan sonra, sabah erken saat de yola koyulduk ve kara yolu ile 300 km. civarında zevkli bir yolculuktan sonra Eskişehir'e ulaştık.

Yılmaz Büyükerşen hocanın büyük emekleri sayesinde Eskişehir avrupai bir şehir olmuş. Birkaç sene evvel arkadaşlarla yaptığımız Brugge ve Gent seyahatinde hepimizde bizim şehirlerimiz niye böyle değil diye üzülmüştük. Emin olun bir çok Avrupa şehrinden daha güzel. En kısa sürede bu geziyi yapın.

Şehir de üniversitenin sayesinde gençlik hakim. Gençler Eskişehir'in havasını değiştirmişler. Şehre geldiğimizde önce Odun pazarını gezelim dedik. Odun pazarında 1525 yılında yapılmış olan Kurşunlu Cami ve Külliyesi ve bahçesinde bulunan Lületaşı Müzesi, sıcak cam fırın atölyesi, hat, minyatür, ebru el sanatları satış dükkanlarını gezdik.


Eskişehir-Odun Pazarı

  -Odun Pazarı-

Eskişehir-Kurşunlu Cami

-Kurşunlu Cami-

Eskişehir-Lületaşı Müzesi

  -Lületaşı Müzesi-

Eskişehir-Cam Fabrikası

  -Sıcak cam fırın atölyesi-

Eskişehir-Ebru El Sanatları

  -Satış Dükkanı-

Arasta cam, çini ve seramik el sanatları çarşısını da heyecanla gezdikten sonra Eskişehir'e özgü çibörek yiyelim dedik. Bunun için de Arasta çarşısı içinde bulunan Kırım tatar mutfağında çibörek, ayran ve tatlı yedikten sonra gezimize devam ettik.

Eskişehir-Çiğ Börek

  -Meşhur Eskişehir Çiğ Böreği-

Daha sonra tarihi Odun pazarı evlerinin bulunduğu sokakları dolaştık ve Atlıhan el sanatları çarşısını dolaştık. Çıkışta meydanda bulunan çay bahçesinde dinlenip çay içtikten sonra aşağıya doğru devam ederek caddede bulunan Şeyh Edebalinin kızı ve Orhangazinin annesine ait olan Mal hatun heykelini gördük. Burada Eskişehir'e özgü olan Met helvasını da hem tattık hem de İstanbul da dostlarımıza aldık.

Eskişehir-Mal Hatun

  -Mal Hatun Meydanı-

Yolu takip ederek çok methini duyduğumuz Büyükerşen hocanın bizzat kendisinin yaptığı Balmumu Heykeller Müzesine girdik. Balmumu müzesi harika bir çalışma olmuş.

Eskişehir-Bal Mumu

  -Balmumu-

Eskişehir-Bal Mumu

  -Balmumu-

Odun pazarı'nın biraz üstünde bulunan Şelale Park' a yollandık. Odun pazarı bölgesini gezdikten sonra otelimize gitmek üzere adres sorduğumuzda biz İstanbulluları hayrete düşüren bir olayla karşılaştık. Adres sorduğumuz kişi 'siz yabancısınız, bulmakta zorluk çekebilirsiniz dedi ve arabamıza binerek bizi otele kadar götürdü. İstanbul da oturan bir insan olarak bu insanlığa özendik.

Eskişehir-Şelale Park

  -Şelale Park-

Booking com'dan otelimizi ararken özellikle merkezde olmasını istemiştik. Porsuk çayının kıyısında ve merkezde bulunan SennaCity Hotel fiyat olarak ve kalite olarak uygundu. Porsuk çayına bakan iki kişilik oda kahvaltı dahil 170 tl. idi. Otelimize yerleştikten sonra şehir merkezinde köprübaşında bulunan iskeleden botumuza binerek porsuk çayında 20 dakika süren gezimizi tamamladık.

Eskişehir-Tekne Gezisi

  -Tekne gezisi-

Akşam yemeğimizi Espark İş Merkezi' nin biraz üzerinde bulunan Trakya restaurantta güzel bir yemek yedik. İkinci gün sabah kahvaltıdan sonra şehrin doğusuna yönelerek 350 mt.lik yapay plajın bulunduğu Kentpark' ı gezdik. Eskişehir' de deniz yok denir ya, Kentpark' tan sonra bu doğru değil. Eskişehir' e gerçekten denizi getirmişler. Yapanların, düşünenlerin ellerine sağlık... Buradan çıkıp Aşk Adası (Şehri Aşk) adasını gezdik. Daha sonra da Çağdaş Seramik Eserleri Müzesi' ni gezdik. Oradan da çok görmek istediğimiz filmini de izlediğimiz Türkiye'nin ilk ve son Türk otomobili olan Devrim Arabası' nı Tülomsaş Lokomotif Fabrikası' nın bahçesinde ziyaret ettik.

Eskişehir-Plaj

  -Kent Park-

Devrim Arabası

  -İlk yerli yapım otomobil: Devrim-


Dede Korkut Parkı' nı da gezdikten sonra şehrin güney batısında bulunan Bilim Kültür ve Sanat Parkı' nı ziyaret etmeye doğru yollandık.

Eskişehir-Dedekorkut Parkı

Burada da çok büyük bir park içinde kalyon tipi geminin bire bir ölçülerde bir benzerini ve 35 mt.lik Masal Şatosunu ve tünel akvaryumunda bulunduğu Su altı Dünyası' nı gördük ve su sporlarının gerçekleştirildiği göletin çevresinde gezinti yaptık. Buradan da bir zamanlar yaş sebze-meyve hali olan Haller Gençlik Merkezine girdik. Burada Eskişehir'in hafif ve geleneksel ağız tadı olan su muhallebisini Mazlumlar Muhallebicisinde yedik. Su muhallebisini çok beğenmedim. Arkadaşlar trileçe yediler, keşke ben de trileçe yeseydim.

Eskişehir-Dedekorkut Parkı

  -Bilim Kültür ve Sanat Parkı-

Eskişehir-Dedekorkut Parkı

  -Bilim Kültür ve Sanat Parkı-

Eskişehir-Dedekorkut Parkı

  -Bilim Kültür ve Sanat Parkı-

Eskişehir-Su Altı Dünyası

  -Sualtı Dünyası-

Eskişehir seyahatimizin sonunda da yine buraya özgü olan Balaban kebabından yedikten sonra kısacık iki günde bu kadar güzel bir şehirde bu kadar güzellikleri görebilmenin mutluluğu ile seyahatimizi tamamladık. Herkesin gitmesini öneririm.


Galeri:


Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir Eskisehir